Kayıtlar

Temmuz, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Sayılar İyidir, Peki Ya Kelimeler?

Sosyal medyayı ister kişisel ihtiyaç ve zevklerimiz için, ister profesyonel amaçlarla kullanalım, eğer yoğun olarak işin içindeysek her iki durumda da takipçi sayısı, etkileşim oranı, mesaj ve bağlantılarımızın yayılımı,  vb. istatistikler hayatımızda önemli bir yer tutuyor.

Çoğumuz için - özellikle profesyoneller - bu sayıları doğru yorumlamak hayati öneme sahip; zira ulaştığımız verileri gerekli özenle analiz etmez ve mevcut durumumuzu iyileştirecek şekilde yorumlayamazsak boşa kürek çekmiş olma ihtimalimiz yükselecektir. Ücretli / ücretsiz takip ve ölçümleme hizmetlerini kullanmak bu bakımdan  vazgeçilmezdir. Özetle sosyal medyada daha etkin bir varoluş için sayılarla aranızın iyi olması şart.

Sayıların önemini bir ön-kabul olarak bir kenara koyup, sosyal medyadaki mevcudiyetimizin en az bu kadar önemli olan diğer tarafına yani kendimizi doğru ve etkin ifade edebilme konusuna, diğer bir deyişle kelimelerin gücüne geçelim.

Kelimeler sosyal medyada günlük hayattan daha farklı çalışır…

Paylaşma Histerisinin Müzikali Yapıldı

Başımızdan geçen hemen her şeyi sosyal ağlar üstünden duyurmak ve paylaşmak üstüne kurulan dijital yaşam kültürünün eleştirisi zaman içinde çok daha sağlam ve derinlemesine yapılacaktır. Bu blogda da bu tip başlıkları göreceksiniz.

Aşağıda adresini paylaştığım video bu eleştirel bakış açısının en eğlenceli ve akılda kalıcı ürünlerinden biri. Mutlaka izlemenizi öneririm.

Gotta Share! The Musical

Başarılı Bir E-Posta Kampanyasının Temelleri

Resim
E-posta gönderimi eskisi kadar revaçta olmasa da pek çok şirketin dijital pazarlama programının önemli bir parçası olmayı sürdürüyor. E-posta kampanyalarında dikkat edilmesi gereken temel noktalara geçmeden önce, şunu belirtmek isterim ki e-posta diğer dijital araçlarının yanında kullanılmaya devam etmeli, ancak ana yöntem olmaktan çıkarılmalıdır. Bazı belirli sektör ve şirketler dışında, e-posta gönderimi artık sadece yardımcı bir görev üstlenebilir. Bu durumun iki temel sebebi var:

1) Son birkaç yıldaki e-posta kirliliği herkesi fazlasıyla bunalttı. Artık "gördüğün gibi sil" durumuna gelindi. Dolayısıyla, aşağıda vereceğim rakamlar için bütçe ayırmak şirketler açısından verimli olmaktan çıkıyor.
2) Eskiden e-posta insanlara doğrudan ulaşmanın ve insanların içeriği paylaşmasının en iyi yollarından biriydi. Artık her iki açıdan da oldukça geride kaldı. En son ne zaman bir e-postayı birkaç arkadaşınıza ilettiğinizi şöyle bir düşünün.

Gelelim e-posta kampanyası yaparken dikkat…

Sosyal Medya Mecralarının Kullanımına Dair Anket

Resim
Google+ sosyal ağ dünyasını hareketlendirmeden önce yaptığım bir anketin* sonuçlarını paylaşmak istiyorum. 48 kişinin yanıtladığı ankette "Bir günde en sık hangisini kullanıyorsunuz" sorusunu yöneltmiştim. Facebook 50% oranla açık ara birinci çıktı. Soruyu Facebook üstünden yönelttiğimizi düşünerek diğer seçenekler lehine birkaç puan düzeltme yapsak da, Facebook'un sosyal ağlar arasında ağırlığını koruduğunu söyleyebiliriz. Sıfır çeken seçeneklerden beni en çok şaşırtanı blog mecraları oldu.


* Anketi duyurma konusundaki çabalarından ötürü Gül Kestane'ye teşekkür ederim.

Şirketler İçin SM: İzlemek İyi, Peki Ya Ölçmek...

Resim
Şirketler sosyal medya (SM) üstünde var olmaya ve bu işe para harcamaya başladıklarında, ilk aşamaları geçtikten sonra yatırımlarının sonuçlarını görmek isterler. Diğer her alanda olduğu gibi SM için ayrılan kaynağın  da ne kadar verimli kullanıldığını görmek işin vazgeçilmez parçasıdır. Ne var ki çok büyük bir hızda yenilenen ve büyüyen bir ortamda sonuçları anlamaya yarayacak ölçümler yapmak hiç de kolay değil. Hele hele izlemekle ölçmeyi birbirine karıştırıyorsanız işiniz daha da zor demektir.

Yeni Pazarlama Paradigması: ZMOT

Resim
Pazarlama dünyası bir süredir köklü bir değişiklik geçiriyor. Türkiye'de henüz tam anlamıyla farkına varılmamış olan bu süreç Amerika başta olmak üzere son birkaç yıldır hızla ilerliyor.

Ortaya çıkan yeni duruma ve buna bağlı yeni paradigmaya verilen genel isim ZMOT (Zero Moment Of Truth) yani "gerçeğin sıfır ânı".  ZMOT* kavramıyla işaret edilen, kişiyi satın alma eylemine götüren karar alma anında olup bitenler.

Bundan önce, satın alma sürecinde üç temel noktadan bahsediliyordu:

Uyaran - Satın alma (gerçeğin ilk ânı) - Kullanım (gerçeğin ikinci ânı)



Oysa ZMOT kavramıyla birlikte yeni bir paradigma oluşuyor. İnsanlar ürünle karşılaşıp satın almayı düşündükleri o anda ellerini uzatıp ürünü raftan almıyorlar. Artık eller önce akıllı telefonlara veya evden çıkmadan önce bilgisayara uzanıyor. Tüm pazarlamacıların doyumsuz bir şehvetle yönlendirmek istedikleri o karar ânından önce gelen artık gerçeğin sıfır ânı yani ZMOT.



Bu yeni dönemde tüketici ürünü ya önceden ya da ürü…

Google+ Hangisini Tehdit Ediyor: Facebook mu Twitter mı?

Resim
Bilindiği üzere geçtiğimiz haftadan beri sosyal ağ dünyası büyük bir çalkantı içinde. Google yeni sosyal ağ uygulaması Google+ için az sayıda kullanıcı için davetiyelerle ortaya çıkınca, zaten bir süredir Web hâkimiyeti için çarpışan iki büyük gücün - FB & Google - savaşının kızışacağı yolunda yorum ve analizler yapıldı.

Google için sosyal ağ dünyasına Buzz veya MySpace ölçeğinin çok ötesinde bir hamleyle girmenin kaçınılmaz olduğu, Facebook'un 750 milyon kullanıcısıyla huzur ve para dolu günlerinin böyle kolayca sürüp gidemeyeceği tahmin ediliyordu. Ne var ki Google+ ile yaşanan bu son gelişme sanılanın aksine Facebook'un değil Twitter'ın sonunu getirebilir.

Bu ihtimali düşünmeme yol açan iki sebepten biri Google+'ın genel yapısı (ayrıntıları aşağıda ele alacağım), diğeri de geçtiğimiz gün Google'ın Twitter ve birkaç benzeri kaynaktan içerik sorgulmaya yarayan Real Time Search özelliğini dondurmuş olması.

Google+ için yapılan yorumlardan çıkardığım (maalesef …