Dijital Pazarlama Stratejileri: Inbound / Outbound

Dijital pazarlama planlarının temelinde yer alması gereken en önemli kararlardan biri, yapılacak çalışmaların hangi temel yaklaşımı benimseyeceğidir. Bu konudaki temel ayrım inbound (kullanıcıyı çeken) ve outbound (kullanıcıya giden) pazarlama yöntemleri arasındadır. Her marka dijital pazarlama stratejisini belirlerken öncelikle bu iki yaklaşımdan hangisini ağırlıklı olarak tercih edeceğini belirlemelidir.

Olası bir yanlış anlamayı da en baştan ortadan kaldırmak için şunu ifade etmek isterim: Bu yazıda outbound pazarlama derken dijital pazarlama öncesi geçerli olan geleneksel pazarlama yaklaşımından değil, dijital pazarlama içinde varlığını sürdüren outbound pazarlamadan bahsediyorum.

Bu kararın hangi yönde olması gerektiğine dair görüşlere geçmeden önce, kısaca inbound ve outbound pazarlama terimlerinin anlamı üstünde duralım.

Outbound (kullanıcıya giden): Bu yaklaşımın temel mantığı kullanıcıya (potansiyel müşteriye) çeşitli yöntemlerle ulaşmak ve ona ürün hakkındaki mesajı iletip satın almaya yönlendirmektir. Kullandığı yöntemler; SMS, e-posta, e-bülten, banner, sosyal ağlarda tek yönlü bildirim vb.

Inbound (kullanıcıyı çeken): Bu yaklaşımın amacı ise potansiyel müşteriye işe yarar bilgiler vermek, onunla etkileşime geçmek ve en önemlisi ürünle ilgili bir aramada müşterinin karşısına çıkabilmektir. Kullandığı yöntemler; blog, sosyal ağlarda etkileşim, SEO, içerikle pazarlama vb.

Kullanıcıya giden (outbound) yaklaşımın dijital çağın ruhuna aykırı olduğunu, ayrıca gerek yöntemler gerekse verimlilik açısından sürdürülebilir olmadığını düşünüyorum. Dijital pazarlamanın ve yeni satın alma davranışlarının temel özelliklerine bakarsak, insanların artık bir ürüne bir rafta rastlayıp o anki uyaranlara göre satın alma kararı almadığını görürüz. Giderek daha fazla insan bir ürün/hizmet almadan önce Web üstünde araştırma yapıyor. Gerek mobil araçların niceliksel ve niteliksel yükselişi gerekse oluşturulan içeriğin zenginliği ZMOT adı verilen yeni bir paradigmayı hayata geçirmiş bulunuyor.

Buna ek olarak, kullanılan yöntemler giderek daha düşük verimliliğe ve dolayısıyla daha yüksek maliyetlere neden olmakta. E-posta filtrelemeleri, banner bloklayıcı uygulamalar vb. artık bu yöntemlerin kullanılamaz hale gelmesine neden oluyor. Ayrıca, bu uygulamaların toplamında kişilerin bir nevi tacize uğrama hissine kapılarak markaya karşı bir antipati beslemeleri ihtimali de mümkün oluyor.

Kullanıcıyı çeken (inbound) yaklaşım ise kullanıcının ihtiyaç, talep ve ilgisini önceden hesaplayarak bu yönde hazırlık yapar. Bu hazırlık özgün ve güvenilir içerik oluşturmak, arama motorlarında üst sıralarda yer almak için iyileştirmeler yapmak, sosyal ağlar üstünde etkileşime dayanan etkinliklerde bulunmak gibi unsurlar içerir. Bu anlamda, kullanıcının hareketlerine göre kendini uyarlayan ve sürekli iyileştiren bir yaklaşımdır.

Temel olarak öngörü, analiz, karşılaştırma, ölçme ve yaratıcılık gibi düşünsel çabalara dayandığı için makul maliyetle yüksek katma değer elde etme imkanı verir.

Tüm bu değerlendirmeler ışığında dijital pazarlamada temel yaklaşımın kullanıcıyı çeken (inbound) yönde gelişmek zorunda olduğunu söylemek zor değil.


Bu blogdaki popüler yayınlar

Onur Air Vakası: Bir Sosyal Medya Depremi

Twitter'da Nasıl "Trending Topic" Olunur?