Sosyal Medya Yorgunluğu

Sosyal medya üstüne yazılıp çizilen mecralarda son birkaç aydır giderek daha sık ele alınan ve sosyal medyanın geleceğine ilişkin üstünde düşünülmesi gereken bir kavram ortaya çıktı: Sosyal Medya Yorgunluğu.


İngilizce'de "social media fatigue" denen bu durum, akademik makalelerde* ve başta pazarlama olmak üzere iş dünyası için yapılan kapsamlı araştırma** ve anketlerde bile değinilen bir konu haline geldi.


Kısaca açıklamak gerekirse; adından da anlaşılacağı üzere "sosyal medya yorgunluğu" son birkaç yıldır hemen herkesin hayatında büyükçe bir yer kaplar hale gelen sosyal medyaya karşı duyulan bir isteksizlik, bıkkınlık halidir. Henüz çok ayrıntılı ve kapsamlı analizi yapılmamış olmakla birlikte, bir tür aşırı yükleme durumuyla karşı karşıya olduğumuzu söylemek zor değil. Neredeyse her gün ortaya çıkan yeni uygulamalar, yeni sosyal ağlar, yeni özellikler, yeni tarayıcı versiyonları, yeni teknolojiler, yeni mecralar, yeni yeni yeni yeni... Ve hepsini takip etmek zorunda hissetmek...


Sosyal medya yorgunluğunu iki açıdan ele almak gerektiğini düşünüyorum: Kişisel kullanım ve profesyonel kullanım.


Kişisel yorgunluk, hayatın diğer pek çok alanında görebileceğimiz bir "heves-sıkılma" sarkacıyla açıklanabilir ve hiç de şaşılacak bir tarafı yoktur. Hepimiz yeni şeyleri denemek, keşfetmek, treni kaçırmamak isteriz. İlk başlarda farklı ve cool olduğu, daha sonra ise yaygınlaşıp bir tür alışkanlık haline geldiği için kullanmaya devam ederiz. Bir süre sonra yenilik değeri kaybolur, herkesle aynı şeyleri yapmak çok da keyif vermez veya yeni ihtiyaçlar ortaya çıkar ve bırakırız.


Profesyonel kullanımda yani iş dünyasının sosyal medyadaki varoluşunda yaşanan yorgunluk ise üstünde durmaya değer bir durum. Zira buradaki tercihler ve niyetler iş mantığıyla şekillendiği için, verilecek karar kişisel kullanımdaki gibi bir "evet-hayır" durumu değil. Şirketlerin sosyal medya iletişimi sorumluları, dijital pazarlama uzmanları veya bu hizmeti veren ajansların çalışanları bir anda işlerini yapmaktan vazgeçemezler.


İş dünyası bu durumu analiz etmek, hem kendi tarafını hem de müşteri tarafını iyice sorgulayarak doğru tespitler yapmak zorunda. Birkaç yıl içinde reklam-pazarlama bütçelerinin büyük kısmının akmasının kaçınılmaz olduğu, akıntının çoktan yönünü çevirdiği bir alan olan sosyal medya bir anda hiç beklenmedik şekilde sönerse iş dünyası bu durumdan ciddi zararlar görebilir.

*



**




Bu blogdaki popüler yayınlar

Onur Air Vakası: Bir Sosyal Medya Depremi

Dijital Pazarlama Stratejileri: Inbound / Outbound

Twitter'da Nasıl "Trending Topic" Olunur?