Sosyal Medyada Etki Gücü: Nitelik Mi Nicelik Mi?

Sosyal medya etkileme kavramı üstüne her geçen gün daha fazla odaklanıyor. Bireyler arası iletişim / etkileşim sürecine ek olarak işin içine markalar ve kurumlar girmeye başladığından, yani dijital pazarlama başlı başına bir iş kolu haline geldiğinden beri durum böyle.

Hatta herhangi bir ticari amacı olmayan bireylerin bile her geçen gün etki gücü konusunu daha fazla önemsediğini söylemek mümkün. Önceki yazılarımdan birinde değindiğim bu konu, geçtiğimiz günlerde Klout puanlama sistemini değiştirdiğinde çok net biçimde ortaya çıktı. Etki puanları düşen insanlar adeta isyan ettiler.

Markalara geri dönersek; biliyoruz ki markaların temel amacı hedef kitle üstünde satın alma kararını yönlendirebilecek bir etki gücüne kavuşmaktır. Geleneksel medyalar ve pazarlama yöntemleri için de farklı olmayan bu amaç, sosyal medyada gerçekleştirilmeye çalışıldığında karşımıza önemli bir soru çıkıyor: Etki gücü nasıl ölçülür?

Geleneksel medyada bu sorunun nispeten kolay bir cevabı var. Hedef kitleyi etkilemek için kullanılan mecranın erişim menzili etki gücünü doğrudan yansıtır. Bu denklemi şöyle formüle edebiliriz:

Etki gücü = Erişim menzili (tiraj - rating) x Yayın frekansı (süre - alan)

Bu basit hesaplamaya rağmen geleneksel medyada yaratılan etkinin pazarlama süreci bakımından iki önemli zaafı vardır:

  • Yapılan yatırımın geri dönüşünü (ROI) açık olarak hesaplamaya imkân vermemesi.
  • Herhangi bir geri bildirim sağlamaması.

Sosyal medya söz konusu olduğunda ise hesaplama daha karmaşıktır. Henüz herkesin peşinde koştuğu o "sihirli formül" ortaya çıkmamış olsa da sosyal medyada etki gücü için şöyle bir çerçeve çizebiliriz:

Etki gücü = [ (Etkileşim / Erişim) + SERP + (Satış / Ziyaret) + Kullanıcı sadakati ] x Güncellik frekansı


İki formül arasındaki temel fark bileşen sayısı veya hesaplama karmaşıklığı değil; geleneksel medyada sadece nicelikten bahsederken, sosyal medyada niteliğin çok daha önemli olmasıdır.

Facebook ve Twitter'da  yüz binlerce kişinin bir düğmeye basıp markanızın sayfasını izlemesi tek başına bir anlam ifade etmiyor. Eğer takipçilerinizden geri dönüş(üm) alamıyor, mesajınızı sizin için yaymalarını sağlayamıyor, takipçileriniz ve henüz takipçiniz olmayanlar için ilginç ve alakalı içeriği sürekli sağlayamıyorsanız etki gücünüz sıfırdır.

Etkileşim kavramına bağlı olarak şekillenen niteliğin bu kadar önemli olmasının en önemli yanı elbette sonuçların neredeyse tümüyle ölçülebilir olması. Web 2.0 teknolojisinin getirdiği imkanlar sayesinde kolaylıkla ölçülebilen metrikler, çok yakın bir zamanda Web 3.0 (semantik Web) algoritmaları sayesinde neredeyse bireysel bazda ayrıntılandırılacak ve anlamlı tekil sonuçlara varılabilecek.

Bugün 1000 kişiden kaçının mesajı beğendiği ve başkalarına ilettiği ölçülebilirken, semantik Web paradigması standart haline geldikten sonra bu 1000 kişinin her biri için hangi tür şarkıları dinlemeyi sevdiği ve en çok hangi yazarla ilgili haberleri okuduğu gibi ayrıntılardan bahsetmek mümkün olacak.

Markalar açısından tam bir ziyafet anlamına gelen bu durumun bireysel kullanıcı tarafında özel hayatın gizliliği bakımından yol açabileceği sonuçları da başka bir yazıda ele almak üzere yazıyı burada bitirelim.


Görüşlerinizi yorum kısmından iletmeyi unutmayın. 

Bu blogdaki popüler yayınlar

Onur Air Vakası: Bir Sosyal Medya Depremi

Dijital Pazarlama Stratejileri: Inbound / Outbound

Twitter'da Nasıl "Trending Topic" Olunur?