Big Data (Büyük Veri) Nimet mi Külfet mi?

Son yılların kafaları en çok meşgul eden konularından biri olan "Big Data" başta büyük işletmeler olmak üzere iş dünyasının hemen her seviyesinde güncelliğini korumakta. Bireysel kullanıcılar için de önemli bir konu olmasına rağmen, meselenin o kısmını başka bir yazının konusu olmak üzere dışarıda bırakacağım.

Big Data (Büyük Veri) Nedir?

Farklı alanlar ve farklı veri türlerine göre değişebilmekle birlikte, "Big Data" en genel anlamıyla, alışıldık yöntem ve araçlarla yönetilemez boyuta gelen veri yığını demektir.

Big Data'yi bir sorun haline getiren temel unsur dijital devrimle birlikte sürekli katlanarak artan veri saklama, işleme ve ölçme yeteneğimiz. İlk bakışta bu durumun bir sorundan çok olumlu bir gelişme olduğu düşünülebilir. Ne de olsa elimizde çok veri olması dünyayı daha iyi anlamak, daha başarılı öngörülerde bulunmak ve dolayısıyla kendimizi sağlama almak için bizi daha güçlü kılar. "Bilgi güçtür" önermesini hatırlayalım.

Meselenin Kökeni


Konuyu daha iyi anlamak adına bu noktada aydınlanmacı-pozitivist modernizm paradigmasına kısaca da olsa değinmek gerekiyor. Kabaca Rönesans sonunda başlayıp 15. ve 16. yüzyıllarda büyük ivme kazanan ve modern bilimin ortaya çıkışını sağlayan "bilim devrimi" gözlemlenebilir ve ölçülebilir saf verilerin sistematize edilerek olguların tutarlı biçimde açıklanabilmesi ve öngörülebilmesi temeline dayanıyordu.

Bunu başarabilmek için başta gözlem ve ölçme teknikleri olmak üzere teknolojinin topyekün gelişmesi ve sürekli daha kesin ölçüm yapabilir hale gelmesi gerekiyordu. Birbirini tetikleyen süreçler olarak bilim-teknoloji  karşılıklı olarak gelişmeye devam etti. Bu süreçte bilim tarihini değiştirecek boyutta devrimler (krizler de denebilir) yaşansa da ana akım/paradigma temelde değişmedi.

Big Data Neden Bir Sorun Haline Geldi?

Tekrar günümüze dönersek, ortaya çıkan devasa veri yığınlarına hükmetme (Francis Bacon'ın "doğaya hükmetme" düşüncesini çağrıştırması bir tesadüf olabilir mi?!) ihtiyacı özellikle yazılım tarafında büyük yenilikler ve yatırımlar gerektirmeye başladı. Eldeki verinin büyüklüğünü ifade etmek için kullandığımız terimlerin her geçen gün değişmesi (giga, tera, peta, exa...) bile durumu özetlemek için yeterli.

Yukarıda değindiğim verileri toplama, ölçme ve saklama yönündeki kültürel eğilimi de hesaba kattığımızda "Big Data"nın medeniyetimizin kesinlikle başa çıkması gereken bir mesele haline gelmesi kaçınılmazdı. 

Peki bu meselenin çözümü neden bu kadar zor? Çözümü bu kadar zor hale getiren ana unsur bunu sadece teknolojiyle çözülebilecek bir sorun olarak gören yaklaşımdır. Çözüme ilişkin tüm gayret veriyi işleyecek, sınıflandıracak ya da saklayacak teknolojinin oluşturulması için harcanırken, esasa ilişkin yönler unutuluyor.

Örneğin; daha önceki bir yazıda değindiğim gibi veriyle bilgi arasındaki ilişki ve fark üstünde yeterince kafa yormadan anlamlı bir çözüm bulmak imkansız. Bilgi-kuramının yardımını alarak, eldeki verilerden nasıl bir bilgi türüne ulaşmaya çalıştığımızı bilmek çözüm için atılması gereken ilk adım olmalı. Ne aradığımızı bilmeden etrafa bakarken hiçbir şey göremeyeceğinizi unutmayalım.

Ulaşılan bilginin nasıl ve hangi amaçla kullanılacağına karar vermekse henüz sahip olmayı beceremediğimiz bir bilgelik seviyesine ihtiyaç duyuyor.


Bu blogdaki popüler yayınlar

Onur Air Vakası: Bir Sosyal Medya Depremi

Dijital Pazarlama Stratejileri: Inbound / Outbound

Twitter'da Nasıl "Trending Topic" Olunur?