Sosyojenik Markalar ve Sosyal Medya

Bir marka ya sosyojeniktir ya değildir! Markaların sosyal medyadaki mevcudiyetlerini oluşturma ve yönetme açısından çok önemli olduğuna inanarak türettiğim "sosyojenik" kavramı bir markanın sosyal medyanın ruhuna, dinamiklerine uyum sağlama ve insanlarla sahici bir ilişki kurabilme yeteneğine işaret eder.

Sosyojenik markalar ve sosyal medya

Sosyal medyanın markalar için önemi artık herkesin malumu. Sektörü, büyüklüğü, hedef kitlesi ne olursa olsun her markanın sosyal medyada belli bir mevcudiyet oluşturması bir gereklilik haline gelmiş durumda. Markaların büyük çoğunluğu da bu konuda çalışmalar yapıyor.

Ne var ki bu durum bazı markaları aceleci, gerçekçilikten uzak ve en önemlisi de markaya uygun olmayan yollara sürükleyebiliyor. Sosyal medyada doğru biçimde var olmanın en önemli şartı (hatta gerek şartı) markanızı iyi tanımaktır. Bir insan gerek iş hayatında gerekse özel hayatında nasıl becerilerine, eğitimine, sosyo-kültürel şartlarına göre hareket etmeliyse, sosyal medya iletişimi yapan bir marka için de aynı şey geçerlidir.

Bu durumu başlıktaki "sosyojenik" kavramını açarak ve fotojenik kavramını kullanarak yapacağım bir benzetmeyle daha iyi anlayabiliriz.

Bazı insanlar fotojeniktir. Yani, fotoğraflarda normalde olduklarından daha iyi görünürler. Bunun nedeni tam olarak bilinmese de yüzümüzdeki organların birbirine olan mesafesi, cilt tipimiz ya da gülümseme biçimi vb. ayrıntılar bazılarımızı fotojenik yapar. Bu özelliklerin çoğu elimizde olan hatta farkında olduğumuz şeyler değildir. Ya öyleyizdir ya da değilizdir. İşte bu yüzden bazı çok güzel insanlar hiç fotojenik değilken, pek güzel sayılmayan bazıları ise çok iyi fotoğraf verebilir. Bunun çoğu zaman iyi poz vermekle, ışığı iyi ayarlamakla da ilgisi yoktur. Zira iyi poz veren ve ışığı aynı şekilde doğru kullanan kişilerin fotoğrafları arasında da fark olacaktır.

Markalar için sosyojenik olmak da tam olarak böyle bir şeydir. Bir marka sahip olduğu ya da olmadığı pek çok özellikten ötürü ya sosyojeniktir ya değildir. Yani, bazı markalar sosyal medyada insanlara daha iyi görünür. Bazı markalar ise en iyi ajanslarla en yüksek bütçeleri harcayarak, teorik olarak doğru işler yapsalar da çok daha mütevazı şartlarla sosyal medya iletişimi yapan markaların başarısına ulaşamazlar. Bunun sebebi sosyojenik olmamaları ve daha önemlisi bunun farkında olmamalarıdır.

Peki, bir markayı sosyojenik yapan nedir? 


Bu konuda öncelikli belirleyici unsurlar şunlardır:


  • Kurumsal kültür ve vizyon. 
  • Liderin/üst yönetimin felsefesi
  • Şeffaflık ve dürüstlük.
  • İnsanlar için değer yaratma.
  • İçerik ve öyküler yaratma.
  • Markanın gerçek hayatta tüketiciyle kurduğu ilişki biçimi.
  • Markanın/şirketin bu dünyada var olma sebebi.
  • Şirketin/markanın ne yaptığına ve nasıl yaptığına olduğu kadar bunu neden yaptığına odaklanması.

Saydığımız bu özellikler ve daha pek çok irili ufaklı unsur bir markanın sosyojenik olup olmadığını belirler.

Ancak burada dikkat etmemiz gereken bir nokta var. Unutmayalım ki fotojenik insanlar fotoğraflarda bambaşka insanlar haline gelmezler. Sadece olduklarından biraz daha iyi görünürler ya da sahip oldukları bazı kusurlar fotoğraflarda pek dikkat çekmez.

Aynı şey sosyal medya ve sosyojenik markalar için de geçerlidir. Sosyal medya size sahip olmadığınız özellikleri kazandırmaz! Sırf markanız sosyojenik diye kötü bir ürünü insanlara iyiymiş gibi gösteremez ya da bir süredir ihmal ettiğiniz müşteri memnuniyetinin yarattığı tahribatı ortadan kaldıramazsınız.

Son olarak akla şöyle bir soru gelebilir: Peki sosyojenik olmayan markalar sosyal medyada var olmamalı mı ya da nasıl var olmalı? Elbette olmalılar. Özellikle işini iyi yapan, müşterisine değer veren ve onu mutlu eden markalar sosyojenik olmasalar bile sosyal medyada var olmalılar. Nasıl ki fotojenik olmayanlarımız da fotoğraf çektiriyorsa hatta biraz doğru poz vermeye dikkat ederek, objektife doğru açıyla bakarak iyi sonuçlar alabiliyorlarsa, markalar için de aynı şey geçerli. Elbette bunun için önce marka kendini tanımalı ve sosyal medyadaki güçlü ve zayıf yönlerini dürüstçe görebilmeli. Aksi takdirde, sürekli ben fotoğraflarda neden güzel çıkmıyorum diye dertlenmeye devam edecektir.





Bu blogdaki popüler yayınlar

Onur Air Vakası: Bir Sosyal Medya Depremi

Dijital Pazarlama Stratejileri: Inbound / Outbound

Twitter'da Nasıl "Trending Topic" Olunur?